Sevginin Finali: Sessizlik [B-03]
- Ali Özer
- 17 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Kelimelerin Bittiği Yer
Uzun bir yola niyet ederek çıkmıştık. Kalbimizin pusulasına güvenerek, cesareti kuşanarak yürüdüğümüz o sisli yolları hatırlıyorum. O yolculuk, bize sevmeye cüret etmenin ne demek olduğunu öğretmişti. Sonra o cesaret, bizi bir başka ruhta "biz" olmanın sanatıyla tanıştırdı; kendi kalemizin kapılarını açıp bir başkasının rengine boyanmanın, iki pergelin tek bir merkezde birleşmesinin o sihirli anına şahitlik ettik. Bütün o gürültü, bütün o arayış, bütün o tanışma kelimeleri, meğer bizi tek bir yere hazırlıyormuş: kelimelerin bittiği yere. Sessizliğe..

İnsan, yolun başında kelimelere sığınır. Anlatmak, anlaşılmak, keşfetmek için kelimelerden köprüler kurar. Kelimeler, ruhlar arasındaki mesafeyi kapatan nazlı elçilerdir. Ama her elçi gibi, onların da görevi bir gün biter. Çünkü kelimeler, ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, birer kalıptır. Aşkı, sevgiyi, birliği anlatmaya çalışır ama asla o hâlin kendisi OLAMAZLAR. Onlar, nehri geçmek için bindiğimiz sandallardır. Karşı kıyıya, o birliğin vatanına vardığında, artık sandala ihtiyacın kalmaz. Israrla sandalda oturmaya devam etmek, vuslatın doğasına aykırıdır. Asıl yolculuk, kıyıya ayak bastığında başlar.
İki insanın paylaşabileceği en kutsal an, birlikte rahatça susabildikleri andır. Bu, boşluğun, eksikliğin veya sıkıntının sessizliği değildir. Bu, tam tersine, ağzına kadar "mana" ile dolu bir sessizliktir. Her şeyin söylendiği, her şeyin anlaşıldığı ve artık söze hacet kalmadığı o mutlak itminan hâlidir. O sessizlikte, ruhlar konuşur. Birbirlerinin varlığını, bir enstrüman olmadan dinlerler. Bu, Varlığın Sahib'inin kainata yazdığı o büyük senfoniyi, iki ayrı bedende ama tek bir ruhla dinleyebilme sanatıdır. O sessizlik, gürültülü dünyanın ortasında iki kişilik bir mabettir.

Varlığınla o kadar doluyum ki;
Ve o mabet, duanın en saf hâlidir. Düşünsenize, en sevdiğinizin yanında, O'nun varlığından emin olduğunuzda, ne istersiniz ki? Ne söylersiniz ki? Varlığının kendisi zaten en büyük hediye, en büyük cevap değil midir? İşte o sessizlik, Yaradan'a sunulan en içten şükürdür. "Sana anlatacak bir derdim, senden isteyecek bir şeyim yok. Varlığınla o kadar doluyum ki, dilim lâl, kalbim mekanın oldu." demektir. İki ruhun, ister birbirine ister O'na olsun, en yakın olduğu an, kelimelerin aradan çekilip sadece hâl diliyle konuştuğu o andır.

Daha mı yalın olmalıyım? Aslında ben, gerçek benliğime ne mi demek istiyorum? Allah'ı her an anmalıyız ve her an şükretmeliyiz. İşimizi de aşkımızı da Allah'ın planlarına bırakmalıyız. O ki, evreni muntazam şekilde yaratmadı mı? Biz bizim için hayırlısını O'ndan daha mı iyi bileceğiz? O zaman bize düşen sadece teslim olmaktır.
Böylece anlarız ki, niyetle başlayan o ilk adım, cesaretle aşılan o yollar ve "biz" olmak için verilen o emek, aslında hep bu sükûnet limanına varmak içinmiş. Sevgi yolculuğu, en sonunda insanı kendine, kendi en derin sükûnetine ulaştırırmış. Yolculuk bize yürümeyi öğretti. Birlik bize dans etmeyi öğretti. Sessizlik ise, en sonunda durup huşû içinde dinlemeyi...
Duymaya Hazır Olanlar
Üçüncü yazımda vardığımız yer bir menzil değil, bir makammış. Gürültünün bittiği, arayışın dindiği ve sadece var olmanın o eşsiz huzurunun kaldığı bir makam. Ve belki de bu sessizliğin içinde, duymaya hazır olanlar için, bütün kainatın sırrını fısıldayan bir ses vardır. Kim bilir?
Sahi? Nedir acaba "Duymaya Hazır Olmak" ?
Ali Özer


![Avuçtaki Dünya, Kalpteki Ukba [B-01]](https://static.wixstatic.com/media/ac316c_dc597a029d6741e1add6716130d0f02f~mv2.jpg/v1/fill/w_980,h_900,al_c,q_85,usm_0.66_1.00_0.01,enc_avif,quality_auto/ac316c_dc597a029d6741e1add6716130d0f02f~mv2.jpg)
![Biz Olmanın Sanatı [B-02]](https://static.wixstatic.com/media/ac316c_75dedf7a203d47a0a84bce554505cc4b~mv2.png/v1/fill/w_980,h_980,al_c,q_90,usm_0.66_1.00_0.01,enc_avif,quality_auto/ac316c_75dedf7a203d47a0a84bce554505cc4b~mv2.png)
Yorumlar